Yönetilen balonlar

Yönetilen balonlar

24 Eylül 1852’de Paris’te doğdu; 6 Mayıs 1937’de Lakehurst’ta (Birleşik Amerika) öldü. İşte, yönetilebilen balonun85 yıllık kısa yaşamı! Yönetilebilen balonun öyküsü çarpıcı ve dramatiktir. Bir serüven romanını anımsatır. Yaratıcısı, Henry Giffard adında bir Fransız bilginidir. Yönetilebilen balon kısa yaşantısı süresince, unutulması olanaksız birçok girişimin ve korku verici serüvenin başkahramanı oldu. Balon, Kuzey Bölgesi’ne ulaşan, Atlas Okyanusu’nu aşan ve dünya turunu tamamlayan ilk uçan aygıttı. Yönetilebilen balon, New York yakınlarında meydana gelen bir kaza sonucu ortadan kalktı. Bu kazada 36 kis¸​i hayatını yitirdi.

🎈 İLK YÖNETİLEN BALON

Tam anlamıyla yönetilen ilk balonu, 1852’de Henry Giffard yaptı. Henry Giffard, demiryollarında çalışan basit bir işçiydi. Zamanla büyük bir teknik adam hâline geldi. Buluşu sonucunda kendisini tüm dünyaya tanıttı. “Giffard I” 44 muzunluğundaydı. Kılıfın altında bir kiriş yer alıyordu. Bu kirişe buharlı bir motor ve pervane monte edilmişti. Esnek kılıfın içi, karbon gazı ile doluydu. Motor, 3 beygir gu¨cu¨ kuvvetindeydi. Bir yelken, dümen görevini görüyordu. 24 Eylu¨l günü “Giffard I” göklere havalandı. Saatte ortalama 8 km hızla 26 km kadar yol almayı başardı. Fakat karşıt yönden esen hafif bir rüzgâr çıktığı vakit hareketsiz kalıyordu!

⏳ BALON NE ZAMAN YÖNETİLME ÖZELLİĞİNİ KAZANDI?

Yönetilen balon uçaktan tam 51 yıl o¨nce doğdu. Bu da bize yönetilen balonun, 1783’ten beri gökyüzünde dolaşan aerostatik balonların “çocuğu” olduğunu anlatır. İlk balonlar hareketlerinde özgürdü. Bir başka deyişle, insanlar tarafından yönetilmiyordu. Sâdece yukarı çıkartılıyor ve aşağı indirilebiliyordu. Yetmiş yıl süreyle cesur pilotlar bu zayıf balonlar içinde çeşitli denemelere giriştiler. Çoğu kez bir evin damına takılıyorlar ya da denize düşüyorlardı. Fakat teknik büyük bir hızla ilerliyordu. 1850 yılından o¨nce balonların, pilotun isteğine göre yönetilmesini sağlayacak bir yöntemin uygulanması üzerinde düşünülmeye başlanmıştı. Uygulanacak tek bir sistem vardı: Balonlara motor ve dümenlerin eklenmesi. Böylece “yönetilen” balon doğdu.

🚀 YÖNETİLEN ÇAĞDAŞ BALON

Böylece, yönetilen balonun yaşamı başlamış oluyordu. 51 yıl su¨reyle bu balon, insanoğlunun kullandığı biricik uçan aygıt olarak kaldı. Bu yıllarda çeşitli hava taşıtları yapılıyordu; fakat henüz hiçbiri büyük bir önem kazanmamıştı. 1894’te daha henüz uçak ortaya çıkmamışken Âlberto Santos-Dumont adında çok zekî bir Brezilyalı pilot, yönetilen balona ilk kez patlamalı bir motor uyguladı. 1898’de gerçek ve çağdaş anlamda yönetilen balon yapıldı. Bu yeni balon, karbon gazından başka hidrojen gazı ile de doldurulmuştu. Çift silindirli patlamalı bir motorla harekete geçiyordu. Ayarlanabilir derinlik ve yöneltme dümenleri vardı. Bu balonun uçuşu büyük bir başarıydı. Bu başarısından cesaret alan Santos Dumont başka balonlar yaptı. En sonunda büyük başeseri **“Santos Dumont 5”**i yarattı. 12 beygir gu¨cu¨nde bir motoru olan “Santos Dumont 5”, 1901’de Paris ile Saint Cloud arasındaki uçuşunda saatte 70 km’lik hıza ulaştı. Gökyüzünde yol alan sanki parlak bir gök taşıydı. Bu geçen süre içinde Santos Dumont‘a rakip bazı kimseler ortaya çıktı. Birçok kişi, kendisine Dumont‘un eserini örnek alarak çalışmalarına başlıyordu: Alman kontu Ferdinand von Zeppelin, çalışmalarını günden güne geliştiriyordu. Zeppelin, yönetilen balona en son ve en çağdaş şeklini vermek için çözüm yolunu buldu. Balona, sert bir yapı şeklikazandırdı. Şişkin kılıfın yerini dayanıklı bir kılıf almıştı. Madenden (düralümin) yapılmış iskelet, kılıfa şekil ve güç kazandırıyordu. İskeletin dış kısmı, üzeri verniklenmiş bir kılıfla örtülüydü. İçte ise, hidrojen gazı ile doldurulmuş büyük “hava odaları” yer alıyordu. Balonun alt kısmında madenî bir kısım bulunmaktaydı. Motor (iki ile beş arasında değişen) ve yolcu kabinleri, bu kısma bağlıydı. 3 Temmuz 1900 gu¨nu¨ 124 m uzunluğundaki ilk muazzam Zeppelin (Zeplin), Konstanz Gölü üzerinde büyük uçuşunu tamamladı. Böylece yönetilen balonun 37 yıl su¨recek altın c¸​ag˘​ı başlamış oluyordu. Bu, oldukça garip bir altın çağdı. Çünkü yönetilen balon, tüm dünyada zafer üzerine zafer kazanırken, bir yandan da onun amansız düşmanı, günden güne kuvvetleniyordu. Bu düşman, çok geçmeden her şeye egemen olacak aygıt, uçaktı. 17 Aralık 1903’te ilk motorlu uçak, uçuşa çıktı. Bunu izleyen yıllarda, uçak gittikçe güçlendi ve tüm dünyaya yayıldı. Ancak yönetilen balon, kendisini gayet iyi bir şekilde savunabiliyordu. Çünkü uçaklar, henüz güvence veren araçlardeğildi. Bu nedenle korkulu bir rekabet düşünülemezdi.

🏆 BÜYÜK BALONLAR

Savaş sona ermiş, balonlar arasında yarış başlamıştı. 1919 Temmuzunda İngiliz balonu “R 34”, Atlas Okyanusu’nu gidiş dönüş olmak üzere iki kez aştı. Tarihte ilk kez Atlas Okyanusu havadan aşılmış oluyordu. İtalya’da yapılmış “Norge” balonu 12 Mayıs 1926’da ilk kez Kuzey Kutbu üzerinde uçtu. Tüm dünya, büyük bir şaşkınlık içinde balonu izliyordu. 1928’de bir Alman şirketi, elinde bulunan zeplinlerle okyanus-aşırı yolculuklar düzenlemeye başladı. İlk uçuş 236 m uzunluğunda muazzam bir taşıt olan “Graf Zeppelin” (Kont Zeppelin) ile 11−15 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirildi. Almanya ile New York arasındaki yolu 110 saatte alan bu hava taşıtında 55 kis¸​ibulunmaktaydı. Dönüş yolculuğu ise 75 saat sürdü. Yolcu sayısı 61’di. Aradan bir yıl geçtikten sonra 1929’da yine aynı Kont Zeppelin, bir başka büyük girişimde bulundu. Bu kez, 54 yolcu ile ilk dünya turunu gerçekleştirdi. Bu yolculuk 22 gu¨n sürdü.

⚖️ HAVADAN DAHA MI HAFİF, YOKSA DAHA MI AĞIR?

Havadan daha mı hafif yoksa daha mı ağır? Yönetilen balon mu yoksa uçak mı? İşte o yıllarda büyük tartışmalara yol açan iki önemli soru! Her iki tarafın savunucularının bir aygıtın diğeri üzerindeki üstünlüğünü kabül ettirmek için geçerli nedenleri vardı. Uçağı savunanlar: Yönetilen balonun birtakım eksiklikleri olduğunu ileri sürüyorlardı. On binlerce metreküplük hacmi ile hantal bir yapısı olduğunu, çok büyük masraflara mal olduğunu; çeşitli olaylar veya elemanların etkisi karşısında çok duyarlı olduğunu; hidrojenin yanabilirliği sonucunda büyük tehlikelerin meydana geleceğini söylüyorlardı. Haksız oldukları söylenemezdi. Yönetilen balonun savunucuları: Balonun bazı masraflarının uçağınkilerin yanında son derece düşük olduğunu; daha çok yolcu taşıyabildiğini ve daha rahat olduğunu (yataklı kabinleri ve yemek salonu bulunuyordu); uçağa göre çok daha büyük bir menzili bulunduğunu (20.000 km’ye kadar) ve her şeyden önemlisi havada durağan bir şekilde kalabilme yeteneğine sahip olduğunu ileri sürüyorlardı. Birbirlerine göre çeşitli üstün yanları olan her iki taşıt da, çeşitli evrimlerden geçerek gelişti. Birinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda uçakların gittikçe daha güçlü ve daha büyük olmasına rağmen, yönetilen balonlar büyük uzaklıklar arasında çok sayıda yolcu taşıyabilen bir taşıma aracı hâline gelmişti.

📉 ZAFERLER VE YENİLGİLER

Yönetilen balonun zaferlerine günden güne yeni zaferler ekleniyordu. Fakat bu arada onun en büyük düşmanı uçak gittikçe güç kazanmaktaydı. Artık uçaklar bir zamanların güven vermeyen ufak hava taşıtları olmaktan çıkmış, yönetilen balondan hızlı yol alan ve 10−15 yolcu taşıyan, çok motorlu, büyük hava taşıtları haline gelmişti. Artık yolcuların seçim hakkı vardı: Acelesi olan uçakla gitmeyi yeğliyordu. Aynı zamanda, yönetilen balon kazaları da yolcuları bu seçimi yapmaya itiyordu: 1923 ile 1931 yılları arasında birkaç yönetilen balon otuzdan fazla kişinin ölümüne yol açarak yanmış ya da düşmüştü. Ancak 1923 yılında Amerikan balonlarında yanma tehlikesi ortadan kaldırıldı. Hidrojenin yerine, yanmayan helyum gazı konuldu. Özellikle ABD ve Almanya, büyük “uçan gemilerin” yapımına hız vermişlerdi. 1931 yıllarında 240 m’den daha uzun balonlar yaptılar.

💥 BALONUN ÇÖKÜŞÜ

Artık yönetilen balon büyük uçaklarla rekabet edemez hâle gelmişti. Eski kuvvetini yitirmişti. Çeşitli şirketler büyük uçaklarla okyanus-aşırı yolculuklar düzenliyorlardı. Böylece yönetilen balonun tek avantajı elinden alınmışoluyordu. Yönetilen balon çağının sonu çok geçmeden geldi. 6 Mayıs 1937 tarihinde Alman yönetilen balonu “Hindenburg”, Atlas Okyanusu’nu aştıktan sonra New Yorkyakınlarında Lakehurst’ta bilinmeyen nedenlerle yandı. Muazzam kaynama sonucunda korkunç ateşten küre patladı. Bir dakika gibi kısa bir süre içinde koskocaman balon yanık bir madenî iskelet haline geldi. 36 kis¸​i diri diri yanarak hayatını yitirdi. Bu olay sonucunda birtakım karışıklıklar ortaya çıktı. O sırada alanda bulunan ya da yakın çevrelerde çalışan fotoğrafçılar ve filmciler bu korkunç yangının fotoğraflarını ve filmlerini çekerek tüm dünyaya yolladılar. Radyoları başında bulunan dinleyiciler bu tüyler ürpertici trajediyi, o anda gören bir kimsenin sesinden korku ve dehşet içinde dinlediler. “Hindenburg” felâketiyle, yönetilen balon çağının sona erdiğini söyleyebiliriz. 6 Mayıs 1937 gu¨nu¨nden sonra hic¸​bir yo¨netilen balon, u¨cret kars¸​ılıg˘​ında bir yolcu taşımadı.

🛠️ VE BUGÜN

Günümüzde, yönetilen balon bir taşıma aracı olarak kullanılmamakla birlikte hâlâ yararlı bir araçtır.

  • Askerî amaçlarla, denizaltıların rotalarını keşfetmek için,
  • Sahil koruma görevlerinde,
  • Buzul denizlerindeki buz dağlarının belirlenmesinde,
  • Gökyüzünde durağan bir şekilde kalabilmesi ve üstün yük taşıma yeteneği nedeniyle daha birçok görevde kullanılmaktadır.

O hâlde yönetilen balonun başarı dolu çağının tümüyle sona erdiği söylenemez. Ancak, bu araç için daha yalın görevlerle dolu ikinci bir yaşamın başladığı söylenebilir. Yönetilen balon günümüzde bazı yerlerde kullanılır. Burada görülen, Amerikan Deniz Kuvvetleri’ndeki çağdaş bir yönetilen balondur. Gözlem aracı görevi yapar.