Kök

Kök

Kök, bitkinin toprağa bağlanmasına, topraktan besin maddelerini almasına yarayan bölümüdür. Kökün toprağa giren bölümüne “anakök”, buna bitişik ve yanlara doğru uzananlara “yankök” denir. En çetin işi katı toprağı delmek zorunda olan kökün ucu yapar. Her kökün ucunda, ancak büyülteçle görülebilen yüksük biçiminde bir baş bulunur. “Börk” denen bu uç daima genç hücreler meydana getirerek kökün uzamasını sağlar. “Börk”ü kırılan kök bir daha uzamaz. “Börk”ün hemen yanında incecik “emici tüyler” vardır. Bunlar topraktan su ve suda erimiş madensel tuzları emmeye yararlar. Bu tüyler kökün dışını saran deri tabakası hücrelerinin yanlara doğru uzamasından meydana gelirler. Kökler uzadıkça yukarıda kalan “emici tüyler” düşer, uç kesimlerde yenileri oluşur. Böylece köklerin besin alma organları daima yenilenmiş olur.

Osmos Olayı

Odun olan kökler suyu nasıl emerler? Su ve suda bulunan madensel tuzlar kökün dışını saran deri tabakası hücrelerinin uzayarak meydana getirdiği “emici tüyler” yoluyla köke girerler. Bu olaya “Osmos Olayı” denir. Ama kökü saran deri tabakası hücreleri dokularının özelliği dolayısıyla sadece bitkiye yararlı madensel tuzları emer. Gerçekten bu hücreler bitkiye girecek madensel tuzların çeşit ve miktarlarını saptar ve gerekirse emmeyi keserler.

Besinlerin Dağılımı

Emilen sıvı karışımlar, bu hücreler yoluyla köklere, oradan da gövdede bulunan ve “odun boruları” adı verilen borularla yapraklara kadar dağılırlar.

Köklerin Tepkisi

Arasıra kökler ters yönde bir osmos yaparlar. Örnek: sert ve suda erimeyen bir madde olan mermerle karşılaşan kökler su ile karışınca karbon dioksit çıkarır. Karbon dioksit, su ile karışınca mermeri meydana getiren kalsiyum karbonatı sıvı içinde kolayca eriyen ve dolayısıyla emilebilen bikarbonata çevirir.