Amasya

Amasya

Amasya’nın yüzey şekilleri dağlık (Akdağ) ve Yeşilırmak kıyısındaki verimli ovalardan (Taşova, Suluova) oluşur. Karadeniz ve kara iklimi geçişinde yer alan ilin ekonomisi elma, soğan, tütün gibi ürünler ve gelişmiş besin sanayisine dayanır.

⛰️ YÜZEY ŞEKİLLERİ

İlin diğer illerle olan sınır kısımları dağlıktır. İç kısımda ovalar yer alır. Bu ovalar Yeşilırmak dolaylarındadır. İrili ufaklı vadiler vardır. Dağlar, ilin % 54’lük bölümünü kaplar.

Başlıca Dağlar

İldeki başlıca dağlar şunlardır: Akdağ (Taşlıtepe 2.058 m), Sakarat Dağları (Cahittepe 1.956 m), Karaömer Dağı (1.959 m), Çakırdağ (1.118 m), İnegöl Dağı (1.873 m), Tavan (Tavşan) Dağı (Gökoluk Tepesi 1.909 m).

Başlıca Ovalar ve Yaylalar

İlin önemli ovaları Gümüşova, Suluova, Taşova’dır. Topraklarının % 19,5’lik alanını kaplar. Yaylalar, ovalar arasında kalır, il topraklarının % 2,5’lik bir bölümünü kaplar.

Ekonomik Ürünler Özeti

  • Başlıca Tarım Ürünleri: Buğday, şeker pancarı, soğan, domates, elma, kiraz.
  • Başlıca Sanayi Ürünleri: Meyve konsantresi, un, yem, ayçiçeği yağı, kristal şeker.

Doğal ve Toprak Kullanım Verileri

Doğal Şekillerin Dağılımı Değer
Dağlar %54
İlin en yüksek yeri Taşlıtepe (2.058 m)
Ovalar %19,6
Yaylalar %2,5
Platolar %23,9
Toprakların Kullanımına Göre Dağılımı Değer
Tarıma elverişli alanlar %84
Orman alanları %28
Ekili ve dikili alanlar %45
Çayır ve meralar %11
Tarıma elverişsiz alanlar %16
Yıllık yağış ortalaması 411,6 mm
Yıllık ısı ortalaması 13,9 °C

🌊 AKARSULAR VE GÖLLER

Başlıca Akarsular

İlin en önemli akarsuları Yeşilırmak ve kollarıdır. Yeşilırmak, Amasya’nın içinden geçer, Amasya Ovası’nı ve Taşova’yı sular. Amasya’nın içinde aldığı kollar şunlardır: Çekerek Suyu, Çorum ve Tersakan Çayları, Yeşilçay, Kumlu-cadere. Deliçay, Sarayözü’nden doğar, Dadıköyü yakınlarında Yeşilırmak’a katılır. Çekerek Suyu, Amasya Ovası’nın güneyinde akar. Tuzsuz köyü yakınlarında Çorum Çayı’yla birleşir ve Ovasaray yakınlarında Yeşilırmak’a katılır. Zara Deresi, Kayacık köyünde doğar. Suluk Deresi ile birleştikten sonra, Gözlek köyü önlerinde Çekerek Suyu’na karışır. Tersakan Çayı, Canik Dağları’ndan doğar. Kuzeye akacağına güneye doğru aktığı için bu adı almıştır. Solhan Suyu’nu aldıktan sonra Ziraat Köprüsü dolaylarında Yeşilırmak’la birleşir.

Başlıca Göller

İlin büyük gölü yoktur. En önemli gölü Boraboy’dur. Boraboy Gölü’nün yüzölçümü 2 km2’dir. Derinliği 10 m’yi bulur. Turistik değeri vardır. Ayrıca tarım alanlarının sulanmasında yararlanılır.

❄️ İKLİM

Amasya, Karadeniz iklimi ile kara ikliminin geçit yerindedir. Kuzey kesimleri Karadeniz iklimi etkisiyle ılıktır; güneye inildikçe kara iklimi özelliği gösterir. Yıllık yağış ortalaması 411,6 mm’dir. Amasya’da yıllık ortalama sıcaklık 13,9 °C’dir. Şimdiye kadar görülen en yüksek sıcaklık 43,2 °C, en düşük sıcaklık -11,8 °C’dir.

🌲 BİTKİ ÖRTÜSÜ

Ormanlık alanlar Amasya topraklarının % 28’lik bir bölümünü kaplar. Ancak kullanılabilir orman alanları % 16’dır. Ormanların çoğu geniş yapraklı ağaçlarla kaplıdır. Buralarda meşe, kestane, dişbudak, ıhlamur ağaçlarına rastlanır. 1.000 m’den daha yükseklerde ise iğne yapraklı ağaçlar vardır. Bunlar sarıçam, karaçam, köknar gibi türlerdir.

💰 EKONOMİ

🐑 TARIM VE HAYVANCILIK

Halk geçimini tarımdan sağlar. Yeşilırmak’ın suladığı ovalarda tarım yapılır. En çok tahıl, şeker pancarı, baklagiller, kereviz, soğan, tütün, meyve (en çok elma) ve çeşitli sebzeler yetiştirilir.

1979 Yılı Üretim Miktarları (ton olarak)

  • Buğday (151.000), arpa (51.800), mercimek (2.000), nohut (1.000), şeker pancarı (387.000), tütün (7.600), soğan (39.000).

1979 Yılı Meyve Üretimi (kg/ağaç)

  • Elma (56,3), armut (36,8), ayva (13,7), erik (17,4), kiraz (103,0).

1979 Yılı Sebze Üretimi (ton olarak)

  • Domates (23.580), kabak (6.370), bamya (628), ıspanak (1.232), fasulye (3.080), kuru soğan (44.800). «Amasya bamyası» diğer sebzelerle birlikte büyük merkezlere gönderilir.

Hayvancılık

Amasya’da küçük ve büyükbaş hayvancılık yapılır. Küçükbaş hayvancılık en çok Amasya ile Merzifon arasındaki köylerde yapılır. Koyun, tiftik keçisi yetiştirilir. Vadilerde dar alanlarda büyükbaş hayvan beslenir. Arıcılık ve tavukçuluk da yapılır. Küçük ölçüde ipekböcekçiliği de yapılmaktadır. Ormanlarda kurt, tavşan, vaşak, sansar, ayı, domuz, yaban keçisi, karaca, keklik avlanır.

🏭 SANAYİ VE MADENCİLİK

Halkın geçimi daha çok tarım ve hayvancılık üzerine olduğu için besin endüstrisi gelişmiştir. 1954 yılında Amasya Şeker Fabrikası kurulmuştur. Ayçiçeği yağı, yem, meyve, sebze suları fabrikaları vardır. Ayrıca Et ve Balık Kurumu kombinası; un fabrikaları, orman ürünlerini işleme yerleri, küçük dokuma tezgâhları vardır.

Amasya’da linyit, manganez, kurşun, antimuan, krom, barit, demir, amyant maden damarları vardır. Bunlardan sadece linyit yatakları işletilmektedir.

📜 TARİH

Amasya toprakları Hititler’in sınırları içindeydi. Daha sonraları Pers İmparatorluğu’nun, sonra da Büyük İskender’in Ön Asya’yı baştan başa ele geçirmesi üzerine Makedonya Krallığı’nın egemenliği altına girdi (İ.Ö. 4. yüzyıl). İskender’in ölümüyle, imparatorluğun dağılmasından sonra, Trabzon çevresinde kurulmuş olan Pontus Devleti’nin eline geçti (İ.Ö. 3. yüzyıl). Pontus Kralı I. Mithridates Ktistes (İ.Ö. 280-266) tarafından devletin merkezi yapılan Amasya böylece ilk defa tarihî bir önem kazandı. Şehrin kuzeyindeki Kırklar Dağı’nın kayalıkları içinde oyulan ünlü kral mezarları, bu çağdan kalan tarihî eserlerdir. 200 yıl sonra Kral Mithridates Evergetes (İ.Ö. 150 - İ.Ö. 120) devlet merkezini Sinop’a taşımakla birlikte, Pontuslular’ın Romalılar’la yaptıkları savaşlar süresince Amasya bir askerî üs olarak kullanıldı. Sonra Romalılar’ın eline geçti (İ.Ö. 1. yüzyıl), önemli bir il oldu. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Doğu Roma’nın (Bizans) sınırları içinde kaldı. Bizans çağında hızla gelişti. Hıristiyanlığın önemli bir merkezi durumuna geldi. Amasyalı olduğu sanılan imparator I. Phokas (602-610) bugün bile kalıntılarına rastlanan «Kral Sarayı» ile kızı Eleni için bir kilise (bugünkü Fethiye Camisi) yaptırdı. Amasya, imparator Büyük Justinianus tarafından onarıldı (7. yüzyıl). Şehir bir ara Müslüman Araplar tarafından ele geçirildiyse de (712) bu durum uzun sürmedi. Bölge, Melik Danişment Gazi tarafından fethedilerek, Bizans egemenliğinden çıktı (11. yüzyıl başları). Bu durum Anadolu Selçuklu hükümdarı II. Sultan Kılıç Arslan tarafından alınmasına kadar sürdü. Anadolu Selçuklu Devleti, II. Kılıç Arslan’ın 11 oğlu arasında paylaşılınca (1193) Amasya Nizamettin Şah’a verildi. Daha sonraları Tokat Beyi Rüknettin Süleyman tarafından alındı. Bu sıralarda şiddetli bir depremle yıkıldı. Selçuklu hükümdarı Alâeddin Keykubat tarafından onarıldı (1213-1237). Amasya, Selçuklu çağında Anadolu’nun belli başlı kültür merkezlerinden biriydi. Moğol egemenliği altına (14. yüzyıl) girmesinden sonra da durumunu yüzyıllarca korudu. Bu çağların sonuna doğru Eretnaoğulları’nın ve arkasından Sivas Hükümdarı Kadı Burhaneddin’in eline geçti. Amasya, 14. yüzyılın sonlarına doğru Yıldırım Bayezit tarafından alındı (1389). Ankara Meydan Savaşı’nda Yıldırım’ın yenilmesi üzerine Şehzade Çelebi Mehmet Amasya’ya sığındı. Çelebi Mehmet saltanat mücadelesini kazandıktan sonra, şehrin ileri gelenlerinden Yörgüç Paşa’yı beylerbeyiliğe atadı. Şehir Osmanlılar döneminde de önemli bir kültür merkezi oldu. II. Murat ve Yavuz Selim gibi bazı padişahlar burada doğdular; birçokları da Amasya’da valilik etti (II. Murat, II. Bayezit, II. Mehmet gibi). Yakın tarihimizde, Kurtuluş Savaşı başlangıcı Amasya Genelgesi’yle olmuştur. Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktıktan sonra altında Hüseyin Rauf (eski başbakanlardan), Ali Fuat (20. Kolordu komutanı) ve Refet (3. Kolordu komutanı) paşaların da imzaları bulunan genelgeyi yayımladılar. Amasya Genelgesi, Türk milletinin geleceği hakkında karar vermesi için yapılan bir davet idi. O yıllarda 15. Kolordu komutanı olarak Erzurum’da bulunan Kâzım Karabekir Paşa da bu tarihî bildiriye katıldığını telgrafla bildirmişti. Ayrıca Abdurrahman Kâmil Hoca’nın başında bulunduğu Amasya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.

🎭 FOLKLOR

Köylerde özellikle düğünlerde, bayramlarda ya da daha başka özel günlerde kadınlar iç gömleğin üzerine, kolsuz, düğmesiz ve bele kadar inen üzerleri sırma işli yelekler giyer. Altta dar paçalı ve büzgülü ipek şalvar, şalvarın üstüne simle işli ve astarlı üçetek giyilir. Yine kadın giysileri içinde gümüş işlemeli, üst kısımları dar, alt kısımları çok geniş bindallılar da önemli bir yer tutar. Köy kesiminde, «dünür gezmesi» adı verilen gezilerle erkek tarafı beğendiği kızı bulur. İkinci defa gelinerek kız ailesinden istenir. Bu iki gezi de yalnız kadınlar tarafından yapılır. Kız tarafının olumlu cevap vermesi üzerine üçüncü defa gidilerek söz kesilir. Nişandan sonra düğün hazırlıklarına başlanır. Buraya kadar olanlar Anadolu’nun her tarafında yapılanlardır. Amasya ilinin gelenekleri özellikle gelin hamamına gidilirken ortaya çıkar. Düğünün birinci günü gelin ve yakın arkadaşları «gelin hamamı»na giderler. Yürüyüş sırasında gelin adayından başka herkes elinde yanan bir mum taşır. Yollarda ilahiler okunur, hamamın önünde erkek tarafı gelin adayının başına para atar. Düğünün son günü gelin, damat evine gireceği sırada çömlekler kırılarak gelinin kötü huylarından vazgeçeceğine olan inancın gereği yerine getirilir. Bir de düğünün son gününün perşembe ya da pazar gününe rastlamasına dikkat edilir. Selçuklular ve özellikle Osmanlılar döneminde büyük bir kültür merkezi olan Amasya ilinde halk şiiri ve oyunları oldukça zengindir.

🕌 GEZİLİP GÖRÜLECEK YERLERİ

Amasya tarihî eserler bakımından yurdumuzun en zengin bölgelerinden biridir. Selçuklu ve Osmanlı çağlarından kalma pek değerli eserlere rastlanır. Tarihî eserlerin en eskisi Pontus krallarının (İ.Ö. 3. yüzyıl) yaptırdıkları mezarlardır. Akdağ kayalıkları arasına oyulmuş olan bu mezarlar bugün de sapasağlam durumdadırlar. Helenistik çağa (İ.Ö. 3. yüzyıl) ait olduğu sanılan kalenin bugün yalnız kayalıklar üzerindeki iç hisarlarının yıkıntıları kalmıştır. Amasya Müzesi’nde Anadolu Selçukluları çağindan kalma birkaç mumya, onların bu alandaki bilgilerini gösteren birer örnektir. Selçuklu hükümdarlarından II. Gıyaseddin Keyhüsrev (1237-1246) tarafından yaptırılan Gökmedrese birkaç duvarıyla bir yıkıntı durumundadır. Turumtay Türbesi, Halifet Gazi Türbesi (1255) ve akıl hastalarının tedavi edildiği ünlü «tımarhane» (1308-1309) Selçuklu çağindan kalma belli başlı eserlerdir. Bunlar depremlerden büyük zararlar görmüştür. Bayezit Paşa Camisi (1414) II. Murat’ın padişahlığı yıllarında, Yörgüç Paşa’nın yaptırdığı (1428) ve kendi adıyla anılan camisi sağlamlığını bugüne kadar korumuştur. II. Bayezit tarafından yaptırılan külliyeden (1486) bugün yalnız medreseyle 13 kubbeli cami kalmıştır. Medrese, Amasya Müzesi olarak kullanılmaktadır. Külliyenin ünlü kütüphanesinde 20.000 cilt yazma eser yer almaktadır. Ünlü halk efsanesinin kahramanı Âşık Ferhad’ın sevgilisi Şirin’e kavuşmak için yardığı kocaman «Ferhat Dağı» kütlesinin yanı başında yer alan Amasya şehri, bugün de masallara konu olacak doğal güzelliklerle bezeli tarihî bir il merkezidir. Bu doğa güzellikleri yanında, Pontus krallarının (İ.Ö. 3. yüzyıl) kayalar içinde oyulmuş mezarları, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı çağlarından kalma tarihî eserleriyle zengin bir ilimizdir. Şehir, her dönemde önemli bir askerlik ve kültür merkezi olmuştur. 1861 yılında yurdumuzda incelemeler yapan Pezzot adlı bir gezgin: «Amasya Anadolu’nun Oxford’udur. Aşağı yukarı 25.000 kişilik nüfusun 2.000’i öğrencidir. Bunlar 18 medresede (üniversite) okurlar» der. Araplar Amasya’yı Orta Çağ’ın ünlü kültür merkezlerinin başında gelen Bağdat’la bir tutarak «Bağdat al-Rum» (Anadolu’nun Bağdat’ı) ve «Medinat al-Hukame» (Düşünürler Şehri) adlarıyla anarlardı. Rengi, iriliği, dayanıklılığı, nefis kokusu ve tadıyla Amasya Elması’nın ünü yabancı ülkelere kadar taşınmıştır. Bamya başta olmak üzere ilin verimli topraklarında yetişen çeşitli sebzeler, şifalı ılıcalar (Hamamözü, Terziköy, Güzlek Kaplıcaları), Boraboy Gölü, Çakallar, Karakaya, Ziyere gibi gezinti yerleriyle, işlek yol kavşaklarının üzerinde bulunan Amasya, ekonomi ve turizm yönünden önemli illerimiz arasında yer alır.

🗺️ İLGİ ÇEKİCİ ÖZELLİKLERİYLE: AMASYA

BÖLGEDEKİ YERİ

Amasya bölgenin Orta Karadeniz bölümünde yer alır. Kuzeyde Samsun, doğuda Tokat, güneyde Yozgat, batıda Çorum illeriyle sınırlıdır.

🎶 YÖREDEN BİR TÜRKÜ

Felek şad olacak günün görmedim (canan görmedi)
Garip gönlüm bir efkâra düşürdüm
El uzatıp gonca gülün dermedim
Bülbül gibi ahü zâre düşürdün (canan düşürdün)
Bir zülfü siyahın elimden aldın (cananım aldın)
Günahım ne idi hey zalim n’oldun
Âhirinde beni gurbete saldın
Akıl almaz bir diyara düşürdün (canan düşürdün)

📊 KİMLİK KARTI

Bilgiler Değer
Nüfusu 358.916 (1985)
Yüzölçümü 5.520 km2
Nüfus Yoğunluğu 65
Otomatik Telefon Kodu 3781
İlçeler 1980 Nüfusu 1985 Nüfusu Yıllık Artış Oranı (%)
Merkez 113.671 120.421 11,54
Göynücek 22.305 22.149 -1,40
Gümüşhacıköy 46.924 45.779 -4,94
Merzifon 62.133 66.619 13,94
Suluova 39.394 47.112 35,78
Taşova 56.860 56.836 -0,08
Doğal Şekillerin Dağılımı Değer
Dağlar %54
İlin en yüksek yeri Taşlıtepe (2.058 m)
Ovalar %19,6
Yaylalar %2,5
Platolar %23,9
Toprakların Kullanımına Göre Dağılımı Değer
Tarıma elverişli alanlar %84
Orman alanları %28
Ekili ve dikili alanlar %45
Çayır ve meralar %11
Yıllık yağış ortalaması 411,6 mm
Yıllık ısı ortalaması 13,9 °C