Kaktüsler hakkında herşey

Kaktüsler nasıl bitkilerdir?


Yeryüzünde bitkiler arasında en acayip biçimli olanları şüphesiz kaktüslerdir. Birçoğu denizlerde yaşayan derisi-dikenliler yahut deniz yıldızlarını andırır. Bazıları da üzerlerinde dikenler bulunan tenis raketlerine, büyük süslü vazolara, hattâ kollu şamdanlara benzerler. Kaktüsler genellikle içine kapanık bitkilerdir: Havanın sıcaklığından pek etkilenmedikleri gibi özel bir bakıma da ihtiyaç gösterrmezler.

Kaktüsler ne kadar susuzluğa dayanabilir?

Arada sırada yağan yağmurlar onların bütün bir yıl susuzluklarını giderir. Hattâ bütün bir mevsimin yağmursuz geçmesi bile bu bitkileri pek fazla etkilemez. Çünkü kaktüsler, kuraklık çok uzun sürse bile her türlü su ihtiyaçlarını karşılayabilecek yedek su sarnıçlarına sahiptirler. Gerçekten de bunlar etli gövdelerinin ağırlıklarının yüzde 90-95 kadarı sudur. Kaktüsler suyu gram gram kullanmak akıllılığına sahiptirler.


Kaktüslerin yapısı nasıldır?

Kurak bölgelere özgü bitkilere Kurakçıl bitkiler (Xerophyta) adı verilir. (Kaktüsler bu bitkilerin bir gurubunu  meydana  getirirler).
Adında anlaşılacağı gibi kurakçıl bitkiler, genellikle yağışı az, toprakları kumlıu olan yereylerde yani kurak iklimin hüküm sürdüğü bölgelerde yetişirler.

Yereyin kumlu oluşu yüzünden yağan az miktarda yağmur bile derhal toprağın iç tabakalarına doğru süzülür gider.

Yağmur sularının böylece toprağın üst atmaklarından derinlere doğru kaçışı karşısında kurakçıl bitkiler kendilerini susuzluktan kurtaracak özel çarelere başvurmuşlardır: Bu tip bitkilerden bazılarında toprağın çok derinlerine kadar inen araştırıcı kökler bulunur.

Bu çeşit kökler gerekli suyu ne pahasına olursa olsun arayıp bulmakla görevlidirler. Kurakçıl bitkilerin bazılarında ise bu çeşit kök dağılımı yerine, mevcut suyu titizlikle ve gram gram kullanma adeti vardır.
Bu bitkilerin bir çoğunda yapraklar da su sarnıcı görevini yapar. Tropikal bölgelere özgü bitkilerden Sabır Bitkisi ile Agav‘ı bunlara örnek olarak gösterebiliriz. Ilımlı bölge bitkilerinden Dam Koruğu  (Sedum) ile Herdemtaze  (Sempervivum) da sarnıç yapraklı bitkilerdir. Ama suyu toplamak görevi genellikle gövdenin (sapın) işidir. Meksika’da, Kaliforniya’da ve Afrika’da yetişen Kaktüsler’in hepsi böyledir.

Botanik bilginlerinin bu konuda yaptıkları inceleme ve hesaplara göre bu bitkilerin en tanınmışlarından biri olan sütun atlas, depo ettiği suyun yüzde 35’ini ancak 6 yılda harcar.

Kaktüslerin etli gövde (sap) dokularının büyük bir bölümü su toplar gözelerden meydana gelmiştir. Bu gözeler suyu içlerine çektikleri zaman şişerler. Etil gövdeye (sapa) sahip olan Kaktüsler’de sap yeşil renktedir. Bitkinin klorofil özümlemesi yapan organları da bu etçil laplardır. Yani sap, yaprağın görevini üzerine almıştır. Kaktüsler’de yapraklar küçük dikenlere dönüşmüştür, hattâ bazen hiç yoktur. Yaprakların dikensi oluşu veya hiç olmayışı bitkinin terlemesine yani su kaybına engel olur. Üstelik diken biçimi yaprakların bitkiyi hayvanlara karşı koruma gibi bir görevi de vardır. Gerçekten de kurak bölge hayvanları susuzluklarını gidermek için Kaktüslerin su dolu laplarına karşı büyük bir iştah duyarlar. Görülüyor ki etli gövdeye sahip bitkilerin hemen hemen bütün hayat mücadelesi emdikleri suyu kaybetmeme ilkesi üzerine kurulmuştur. Bu sisteme yadımcı olmak üzere tabiat, sapları örten üstderi (epiderm) tabakasını pek kalın olarak yaratmıştır. Üstelik üstderi üzerinde pek az gözenek vardır yani terleme ihtimali gittikçe azalmıştır.

Kaktüslerin sapları üzerinde ayrı olarak ince tüyler görülür. Ama bunlar ölü tüylerdir. Ölü tüyler sapı sıcak havadan ayırır ve serinletici bir yalıtman görevi yapar. Halbuki sulak bölgelerde yetişen bitkilerde bu gibi tüyler bitkinin terleme yüzeyini genişletmiş olur. Çünkü bu bitkilerin suya o kadar ihtiyaçları yoktur.

İlginiz çekebilecek diğer yazılar için buraya tıklayabilirsiniz..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir