Vampirin aşkı

Gece kör karanlık, hiçbir yeri göremiyordum. Sisten mi bilmiyorum, beyaz bir duman içinden geçerken aniden önümden bir gölge geçtiğini hissettim. Dönüp bakmaya cesaretim yoktu. Paltomun yakalarını yukarı kaldırdım, ellerim ceplerimde, adımları daha da hızlandırdım, neredeyse koşma hızındaydım, aynı gölgeyi tekrar hissettim, bu sefer sanki iki kişi gibiydi. Biri sağımdan biri solumdan geçti.. 
Durdum. Arkama baktım, hiçbir şey görünmüyordu. Yürümeye başladım. Korkuyordum, eve varmama sadece bir blok vardı. 


Çöp bidonu kapağının düşmesiyle, çıkan ses sokakta yankılandı. Bir kez daha durdum, elim titriyor, kalbim hızla atıyor, etrafa bakıyordum ama olduğum yerde kala kalmıştım. Taaki, usul usul ilerleyen ayak sesleri sokağın sessizliği bozana kadar..


Sese doğru yavaşça döndüğümde, derin bir oh çektim, rahatlamıştım. Karşımda, etrafa bakan, benim gibi korkan, sanırım açlığından nereye gireceğini bilemeyen, kediyi görene kadar. Beyaz, ara ara siyahlarla kaplı tüyleriyle çok sevimliydi, göz göze gelmiştik, rahatlamıştım. 


Bu rahatlamayla birlikte evime gitmek için adımımı atarken, tam önümde, kana bulanmış her iki yandaki sivri dişleri gördüm. Gözlerim yerinden fırlayacak gibi oldu, şok, korku, herşey birbine girmiş, ne yapacağımı bilemeden, sanırım iç güdüsel olarak hızla geriye dönüp kaçmak istedim. Neye uğradığımı şaşırmıştım, o hala önümde, hareketsizdi. Acı hissettim. İçim çekiliyordu yavaş. Bir el, yere düşmemi engelledi. Dişleri boynumdan, can damarıma kadar ulaşmıştı. 


Kendimden geçmeden önce yüzündeki gülümsemeyi gördüğümde, tükendiğimi hissediyor, beynim kaçmak için elinden geleni yapsada vucudum hiçbir  emre itaat etmiyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir