İzmir ve sen

…..Elini uzattı, “ben” dedi “Nevra.”
Nevra. Nevra.

İçimden bir kez bir kez daha terkar ettim Nevra.

Bana uzanan ellere, sanki dikenli bir gül gibi uzanmaktan, tutmaktan bile çekindim, “ben” dedim “ben de Özer.” Elleri sıcacıktı, içimi ısıtmıştı. Güldü, “konuşabiliyormuşsun anladık, şimdi söyle bakalım neden bakıyorsun o kadar zamandır.”
Ne diyeceğimi bilemedim ıhlamaktan başka.. “Tamam tamam” dedi “anlaşıldı kekemesin galiba, ben gidiyorum eğer bana söyleyeceğin bir şey yoksa…” Bir süre bekledi, benden hiç bir söz çıkmayınca, omuzlarını silkti, sağ kaşını kaldırıp başını iki yana çevirdi, dudaklarını büzdü, geri döndü, giderken kafasını sallıyor, adımları ilerledikçe hızlanıyordu. Kıpırdamadan gidişini izlemekle yetindim. Merdivenlerden indi, yavaş yavaş gözden kayboldu, ancak onu göremez olduktan sonra şaşkınlığımı üzerimden atabilmiş, nihayet, sanki taş olan bedenime can gelmişti.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir